Cehennem
Hz.
Mevlânâ nefsi, bize Cehennem’e benzeterek izah etmeye çalışır. Bizim bu yedi
kapılı[1]
Cehennem’i aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini hatırlatır. Cehennemin aslı ateş
ise o küllün bir cüzü olan nefsin de aslı ateştir. Ateş de ateşe götürecektir. Cehennem,
Hâviye, Sakar, Saîr, Cahîm, Lezâ ve Hutame isimli kapıların karşılığı nefsin
dünya sevgisi, gazap, şehvet, yalnız kendi nefsini düşünme, kibir, haset ve
riya isimli kapıları vardır.[2] Onun bu
yedi suretini, yedi aza temsil eder. Göz, kulak, ağız, el, ayak, karın ve
tenasül uzvu. Bu uzuvların her biri lezzetlerini nefisten alırlarsa o zaman her
biri cehennemin bir kapısı olur. Her kapıdan da yüzlerce cüz ortaya çıkar.[3]
Ey oğul, nefsin misâl ve sûretini istersen
yedi kapılı cehennemin kıssasını oku
Nefsin her anda bir hilesi var, her
hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a uyanlarla boğulmuş![4]
Bizim nefsimizde cehennemin bir
parçasıdır. Onun için cüz’ler, dâima küllün tabiatındadır.[5]
Cehenneme
benzeyen nefis de, onun gibi asla doymaz. Cehenneme sayılarını ancak Cenâb-ı
Hakk’ın bileceği kadar kâfir, mücrim, günahkârlar atılacak da ona Cenâb-ı Hakk
“Doydun mu?” diye sorduğunda, o da “Daha yok mu?” diyecektir.[6] Bunun
gibi nefis de, seni hevâ ve heves peşinde koşturmaktan asla bıkmaz. Seni, kendi
kötü sıfatlarıyla sıfatlandırırken asla yeterli görmez, hep bir fazlasını
ister. Seni Hak’tan uzaklaştırmaktan asla usanmaz. Seninle olmaktan asla
sıkılmaz. Diğer taraftan senin ona verdiklerini de asla yeterli görmez, hep bir
fazlasını bekler. Sen ne kadar çok, ona isteklerini versen, o da o kadar onlara
sahip olmaktan geri kalmaz. Hatta öyle ki, sen onun isteklerini vermekten bıkar
usanırsında, o hâlâ senden hiçbir şey görmemiş gibi heyecanla bir şeyler
bekler. O nefis, asla onun isteklerini vermekle doymaz ve de dolmaz.[7]
Cehennem, bu nefistir; cehennem, bu
ejderhadır ki harareti denizlerle eksilmez
Yedi denizi içer de yine kocakarıya
benzeyen nefsin harareti ve coşkunluğu azalmaz
Taşlar, taş yürekli kâfirler; ağlayıp
inleyerek mahcup bir hâlde cehenneme girerler
Hak’tan ona şu nida gelmedikçe bu kadar
azaba da kanaat etmez
“Doydun mu?” denir. O, kurt ve sırtlan
gibi “Hayır, doymadım” der. İşte sana ateş, işte sana hararet!
Bütün bir âlemi, bir lokma edip yutar da
yine midesi “Daha fazla yok mu?” diye bağırır.[8]
Nefis,
Cehennem gibidir, senin gül bahçeni, gönül bahçeni, senin bütün güzel sıfat ve
vasıflarını yakar, yok eder. Böyle olunca senin de aklın, fikrin bütün işlerin
ateştir, cehennem meşreplidir.[9]
O cızladıkça sen ona “Öl, bit” de ki, bu
nefis cehennemi sönsün
Sönsün ki senin gül bahçeni yakmasın;
senin adâlet ve ihsanını söndürmesin.[10]
Siz, bu Cehennem huylu, kötü suratlı, ateş
meşrepli nefsi.[11]
Mademki ateşe mensup olan nefsi bir bahçe
yapıp oraya vefa tohumları ektiniz.[12]
Nefsin
kötülüğü, onun insanı nasıl ziyana uğrattığı ve de uğratacağı o kadar açık,
ortadadır ki bunu söylemeye, ispat etmeye gerek bile yoktur. Çünkü o her
şeyiyle kendisinin ateşten bir parça olduğunu ve yine kişiyi ateşe götüreceğini
haykırmaktadır. Onun kötülüğü o kadar aşikârdır ve o kadar ayyuka çıkmıştır ki
bunu herkes bilir. Onun içi, dışı meydandadır. O, her an etrafa saçmış olduğu
kıvılcım misali sıfatları ile ben ateşin cüzüyüm, beni görün demektedir.[14]
Kötülüğünü, ziyankârlığını etrafa yaymaya
hacet yok. Senin ateşten ibaret olan içini herkes biliyor
Nefsinden, her an, beni görün, ben
cehennemliğim diye yüzlerce kıvılcım sıçramada
Ben ateşin cüz’üyüm, işte aslıma
gidiyorum. Nur değilim ki Allah’a gideyim demekte.[15]
Bütün Kur’an, nefsin kötülüklerini
anlatmaktadır. Mushafa bak da, gör, fakat sende o göz nerde?[16]
Allah ‘ımız da İblisinin müflisliğini
Kur’an’la bize bildirmiş, her tarafa yaymıştır
O hilekâr, müflis ve kötü sözlüdür. Onunla
hiçbir suretle ortak olma, oyuna girişme
Alışverişe girişirsen kâr edemezsin, çünkü
o müflistir, ondan nasıl olur da bir şey elde edebilirsin? Diye anlatmıştır.[17]
Nefsin
bütün sıfatları, onun sana sunduğu haz, lezzet ve güzelliklerden her biri
hakikatte ateşten bir cüzdür. Seni tuzağa çekmek için konulmuş olan
tohumlardır.[18]
Kızgınlığın, cehennem ateşinin tohumudur.
Kendine gel de şu cehennemini söndür, çünkü o bir tuzaktır.[19]
[1] el- Hicr 15/44.
[2] Özköse, a.g.m. s. 25
[3] Konuk, I. 274.
[4] Mesnevî, I, 779-780.
[5] Mesnevî, I, 1382.
[6] el-Kaaf 50/30
[7] Konuk, I, 420; Tâhir-ul- Mevlevî,
III, 721.
[8] Mesnevî, I, 1375-1380.
[9] Konuk, III, 354.
[10] Mesnevî, II, 1258-1259.
[11] Mesnevî, II, 2559.
[12] Mesnevî, II, 2564.
[13] Mesnevî, II, 2567.
[14] Konuk, VI, 22; XIII, 309.
[15] Mesnevî, III, 2463-2465.
[16] Mesnevî, VI, 4862.
[17] Mesnevî, II, 654-656.
[18] Konuk, XIII, 248.
[19] Mesnevî, III, 3480.
[20] Mesnevî, VI, 4657.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder