8 Temmuz 2017 Cumartesi

MESNEVİ, MEVLANA, NEFİS, CEHENNEM, METAFOR


Cehennem

Hz. Mevlânâ nefsi, bize Cehennem’e benzeterek izah etmeye çalışır. Bizim bu yedi kapılı[1] Cehennem’i aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini hatırlatır. Cehennemin aslı ateş ise o küllün bir cüzü olan nefsin de aslı ateştir. Ateş de ateşe götürecektir. Cehennem, Hâviye, Sakar, Saîr, Cahîm, Lezâ ve Hutame isimli kapıların karşılığı nefsin dünya sevgisi, gazap, şehvet, yalnız kendi nefsini düşünme, kibir, haset ve riya isimli kapıları vardır.[2] Onun bu yedi suretini, yedi aza temsil eder. Göz, kulak, ağız, el, ayak, karın ve tenasül uzvu. Bu uzuvların her biri lezzetlerini nefisten alırlarsa o zaman her biri cehennemin bir kapısı olur. Her kapıdan da yüzlerce cüz ortaya çıkar.[3]

Ey oğul, nefsin misâl ve sûretini istersen yedi kapılı cehennemin kıssasını oku

Nefsin her anda bir hilesi var, her hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a uyanlarla boğulmuş![4]

Bizim nefsimizde cehennemin bir parçasıdır. Onun için cüz’ler, dâima küllün tabiatındadır.[5]

Cehenneme benzeyen nefis de, onun gibi asla doymaz. Cehenneme sayılarını ancak Cenâb-ı Hakk’ın bileceği kadar kâfir, mücrim, günahkârlar atılacak da ona Cenâb-ı Hakk “Doydun mu?” diye sorduğunda, o da “Daha yok mu?” diyecektir.[6] Bunun gibi nefis de, seni hevâ ve heves peşinde koşturmaktan asla bıkmaz. Seni, kendi kötü sıfatlarıyla sıfatlandırırken asla yeterli görmez, hep bir fazlasını ister. Seni Hak’tan uzaklaştırmaktan asla usanmaz. Seninle olmaktan asla sıkılmaz. Diğer taraftan senin ona verdiklerini de asla yeterli görmez, hep bir fazlasını bekler. Sen ne kadar çok, ona isteklerini versen, o da o kadar onlara sahip olmaktan geri kalmaz. Hatta öyle ki, sen onun isteklerini vermekten bıkar usanırsında, o hâlâ senden hiçbir şey görmemiş gibi heyecanla bir şeyler bekler. O nefis, asla onun isteklerini vermekle doymaz ve de dolmaz.[7]

Cehennem, bu nefistir; cehennem, bu ejderhadır ki harareti denizlerle eksilmez

Yedi denizi içer de yine kocakarıya benzeyen nefsin harareti ve coşkunluğu azalmaz

Taşlar, taş yürekli kâfirler; ağlayıp inleyerek mahcup bir hâlde cehenneme girerler

Hak’tan ona şu nida gelmedikçe bu kadar azaba da kanaat etmez

“Doydun mu?” denir. O, kurt ve sırtlan gibi “Hayır, doymadım” der. İşte sana ateş, işte sana hararet!

Bütün bir âlemi, bir lokma edip yutar da yine midesi “Daha fazla yok mu?” diye bağırır.[8]

Nefis, Cehennem gibidir, senin gül bahçeni, gönül bahçeni, senin bütün güzel sıfat ve vasıflarını yakar, yok eder. Böyle olunca senin de aklın, fikrin bütün işlerin ateştir, cehennem meşreplidir.[9]

O cızladıkça sen ona “Öl, bit” de ki, bu nefis cehennemi sönsün

Sönsün ki senin gül bahçeni yakmasın; senin adâlet ve ihsanını söndürmesin.[10]

Siz, bu Cehennem huylu, kötü suratlı, ateş meşrepli nefsi.[11]

Mademki ateşe mensup olan nefsi bir bahçe yapıp oraya vefa tohumları ektiniz.[12]

Allah’a, çağırana icabet ettiniz, nefis cehennemine su serptiniz.[13]

Nefsin kötülüğü, onun insanı nasıl ziyana uğrattığı ve de uğratacağı o kadar açık, ortadadır ki bunu söylemeye, ispat etmeye gerek bile yoktur. Çünkü o her şeyiyle kendisinin ateşten bir parça olduğunu ve yine kişiyi ateşe götüreceğini haykırmaktadır. Onun kötülüğü o kadar aşikârdır ve o kadar ayyuka çıkmıştır ki bunu herkes bilir. Onun içi, dışı meydandadır. O, her an etrafa saçmış olduğu kıvılcım misali sıfatları ile ben ateşin cüzüyüm, beni görün demektedir.[14]

Kötülüğünü, ziyankârlığını etrafa yaymaya hacet yok. Senin ateşten ibaret olan içini herkes biliyor

Nefsinden, her an, beni görün, ben cehennemliğim diye yüzlerce kıvılcım sıçramada

Ben ateşin cüz’üyüm, işte aslıma gidiyorum. Nur değilim ki Allah’a gideyim demekte.[15]

Bütün Kur’an, nefsin kötülüklerini anlatmaktadır. Mushafa bak da, gör, fakat sende o göz nerde?[16]

Allah ‘ımız da İblisinin müflisliğini Kur’an’la bize bildirmiş, her tarafa yaymıştır

O hilekâr, müflis ve kötü sözlüdür. Onunla hiçbir suretle ortak olma, oyuna girişme

Alışverişe girişirsen kâr edemezsin, çünkü o müflistir, ondan nasıl olur da bir şey elde edebilirsin? Diye anlatmıştır.[17]

Nefsin bütün sıfatları, onun sana sunduğu haz, lezzet ve güzelliklerden her biri hakikatte ateşten bir cüzdür. Seni tuzağa çekmek için konulmuş olan tohumlardır.[18]

Kızgınlığın, cehennem ateşinin tohumudur. Kendine gel de şu cehennemini söndür, çünkü o bir tuzaktır.[19]

Yedi başlı ejderha cehennemdir. Hırsın tanedir, cehennemse tuzak.[20]



[1] el- Hicr 15/44.
[2] Özköse, a.g.m. s. 25
[3] Konuk, I. 274.
[4] Mesnevî, I, 779-780.
[5] Mesnevî, I, 1382.
[6] el-Kaaf 50/30
[7] Konuk, I, 420; Tâhir-ul- Mevlevî, III, 721.
[8] Mesnevî, I, 1375-1380.
[9] Konuk, III, 354.
[10] Mesnevî, II, 1258-1259.
[11] Mesnevî, II, 2559.
[12] Mesnevî, II, 2564.
[13] Mesnevî, II, 2567.
[14] Konuk, VI, 22; XIII, 309.
[15] Mesnevî, III, 2463-2465.
[16] Mesnevî, VI, 4862.
[17] Mesnevî, II, 654-656.
[18] Konuk, XIII, 248.
[19] Mesnevî, III, 3480.
[20] Mesnevî, VI, 4657.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İMAN - İTAAT

İMAN- İTAAT Bizler bazı şeyleri ya yanlış anlıyoruz yada işimize öyle geliyor o şekilde kullanıyor, davranıyor , savunuyoruz. Alla...