Nefsin ve onun sıfatları diken gibidir. Bu dikenler/sıfatlar Hakk yolunda ki yolculuğunda yoluna çıkarak sana zarar vereceği gibi etrafına da zararının dokunmasına sebep olacaktır. Nefsin seni o kadar gaflete düşürür ki bu dikenlerin kendine zarar verip yaralandığının farkına varamayarak perişan bir hale düşersin. Ama işin daha da vahim tarafı, sen bu dikenlerin/sıfatların farkına varmadıkça bunlar yeni filizler ve dallar verecektir. Daha da kök salarak yerinde iyice kuvvetlenecektir. Kişi ise gerek güç ve kuvvet itibarı ile olsun ve gerekse mânen bu diken misali nefsi mücâhade ve riyâzetle söküp atmak itibarı ile olsun ihtiyarlamakta güç ve kuvvetten düşmektedir. Her geçen gün işi daha da zorlaşmaktadır.[1]
Nefsin diken misali sıfatlarını genç ve tazeyken kendinin güç ve kuvveti yerindeyken, eline mücâhede ve riyâzet baltasını alarak kökünden yok etmek gerekir. Ya da bunları aşılayıp gül haline getirecek birisi bulunmalıdır. Hz. Mevlânâ, bu durumu adamın birinin yol üzerine diken dikmesi ve zamanla bu dikenlerin insanları rahatsız edip eza vermeye başlayınca, şikâyet üzerine valinin bu dikenleri sökmesini istemesi, adamın da her seferinde yarın yarın sökerim diyerek geçiştirmesi ile anlatır.[2]
“Ya baltayı al, ercesine vur, Ali gibi bu Hayber kapısını kopar.
Nefis öyle bir dikendir ki, onun üç köşesi vardır. Böyle olunca onu nasıl koyarsan koy muhakkak bu dikenlerden biri sana zarar verecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder