Gerçek, Gerçekten Gerçek mi
Size de denk geldi mi bilmiyorum. Kompozisyon ödevinde bir çocuk "büyüyünce ne olmak istiyorsun?" sorusuna "büyüyünce cep telefonu olmak istiyorum" diye cevap vermiş. Bunu da anne ve babasının cep telefonlarını kendinden daha çok sevmesi ile izah etmiş. Bir bakıma haklı bir gözlem tabii. Anne baba cep telefonundan hiç ayrılmıyor.
İşe giderken yanlarında götürüyorlar, okula bırakmıyorlar, yemekte, çayda ve yatmaya giderken ellerinde. Yani çocuklarımız teknoloji bağımlısı olacak diye paniğe kapılırken, bir bakmışız asıl biz teknolojiden vazgeçemiyoruz. Tabii üzücü bir durum bu.
Üzücü durum derken, insanlar arasına girdiğinizde bunun üzücü bir durum olduğunu söylemeli- siniz. İnsanlar arasına girmediğinizde de, mesela tüm sosyal medya hesaplarınızda bunun üzücü olduğunu söylemek durumundasınız. Teknoloji bağımlılığının kötü olduğunu tüm arkadaşlarınıza ve arkadaş adaylarınıza, arkadaşlık başvuruları henüz onaylanmamış adaylara, bilinmeyen kişilere ve bu kişileri işaret eden numara ve takma isimlere söylemek için teknolojiye bağlı olmalısınız. Yoksa bunu yapmak için bir sonraki altın gününü veya düğünü, geniş katılımlı toplantıyı veya cuma ve bayram namazını beklemelisiniz. Ama o zaman bile belli sayıda insana ulaşıyorsunuz. Tabii imam siz değilseniz.
İmam sizseniz de okuyacağınız hutbeyi yine teknoloji aracılığıyla temin etmeniz işin en kolay yöntemi. Diyeceğim o ki, teknolojiye bağımlı olmayanımız pek de kalmadı. Çünkü -hiç değilse şehirlerde- teknolojiden bağımsız bir hayat pek de mümkün değil. Hele şahsım adına konuşacak olursam hiç mümkün değil.
Bir kere gözlük takıyorum. O olmadan çevremdeki her şey benim için bir su altı manzarasına dönüşüyor. Çok da temiz olmayan bir suyun altı. Ancak teknolojinin geliştirdiği bir ürünle ben dünyayı daha net görebiliyorum. 'Fakat rica ederim gözlükle cep telefonu bir mi?', diye düşünüyor olabilirsiniz. Fakat farkı ne ki? Biri gözünü bozup diğerinin düzeltmesi mi? Belki, fakat öte yandan biz dünyaya da teknolojinin penceresinden bakıyoruz.
Yalnızca trafiği düzenlemek, hayatımızı kolaylaştırmak, ulaşımı hızlandırmak ve sağlığımızı muhafaza etmek için başvurduğumuz teknolojiyi mesela.
Bunlara itiraz edebilirsiniz. Gözlük, trafik lambası ve osiloskop ile cep telefonu arasında bariz bir fark var diyebilirsiniz. Birinciler gerçek âleme, ötekiler sanal âleme ait en nihayetinde. Tabii bu güçlü bir itiraz. Öte yandan gerçekten sanal ile gerçek arasındaki ayrım sandığımız kadar net mi? Düğünümüze ve altın gününe eşi dostu, konu komşuyu sanal âlemden davet edip sonra da gelemeyenler için tekrarını olmasa bile en önemli bölümlerini, geçen nişanın özetini sanal âlemde paylaştığımızda, hatta düğünün gerçekleşmesi için vazgeçilmez unsur olan eşimizi sanal âlemde bulduğumuzu, bulmadıysak bile onunla uzun süre sanal âlemde de bir ilişki sürdürdüğümüzü düşündüğümüzde, sanal ile gerçeğin pek bir geçişken olduğunu söylemeliyiz. Ayrıca osiloskop, trafik lambası ve gözlüğün sizi sanal bir dünyaya dâhil ettiği de bir gerçek. Sonuçta gerçek hayatta kırmızı ışık diye bir şey yok. Yani doğada yok. Gnular büyük göçlerini gerçekleştirirken yeşil ışığı beklemiyorlar. Osiloskop da size kalp atışınızı değil, kalp atışınızın elektronik ortama aktarılmış sanal bir dalgalanmasını gösteriyor. Ve siz doğal hâlinizle dünyayı su altıymış gibi bulanık gördüğünüzde, gözlük size net görüntüyü bir teknoloji sayesinde sağlıyor. Evet, doğacak çocuğunuzu beklemekle, bir telefonun yeni versiyonunu beklemek arasında bir fark var şüphesiz. Gerçi her ikisini de piyasaya çıkmadan önce merak ediyor, resimlerine ekranlarda ve ultrasonlarda bakmak istiyoruz. Fakat tabii şimdi çocuğun doğmasıyla cep telefonun yeni versiyonun gelmesi gelmesi arasında fark var.
Cep telefonu için çok daha fazla insan heyecanlanıp gece yarısı kuyruğa giriyor. Evet, farklı bir durum tabii.
Yine de aslında gerçek dünya dediğimiz âlemin ne olduğu o kadar da belirgin değil. Teknoloji, elektronik gibi ara kavramlarla işi kabul edilebilir kılıyoruz belki de. Fakat gerçek olan ne ki? Trafik lambasının kendisi gerçek, fakat size sanal bir düzen sağlıyor.
Tıpkı cep telefonun kendisinin gerçek olduğu gibi. Dokunabiliyorsam gerçektir, iyi bir ölçü olabilir. Fakat bir zamanlar birileri 'görebiliyorsam gerçektir' diyordu. Teknoloji sanalı görünür kılıncaya kadar yani. Bakalım sanal dokunulabilir olunca ne diyeceğiz.
Bu arada, çocuğunuz gerçek, ona dokunun. Çünkü büyüyünce o cep telefonu olacak. Cep telefonunu açıp, 'bak sen küçükken böyleydin', diye ona kendisini göstereceğiz.
Hasan KARACA
DİYANET, AİLE 2016 ARALI K 35
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder