18 Haziran 2017 Pazar

CEHENNNEM // NEFİS // MESNEVİ // MEVLANA

Hz. Mevlânâ nefsi, Cehennem’e benzeterek izah etmeye çalışır. Bizim bu yedi kapılı[1] Cehennem’i aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini hatırlatır. Cehennemin aslı ateş ise o küllün bir cüzü olan nefsin de aslı ateştir. Ateş ise ateşe götürecektir. Cehennem, Hâviye, Sakar, Saîr, Cahîm, Lezâ ve Hutame isimli kapıların karşılığı nefsin dünya sevgisi, gazap, şehvet, yalnız kendi nefsini düşünme, kibir, haset ve riya isimli kapıları vardır.[2] Onun bu yedi suretini, yedi aza temsil eder: Göz, kulak, ağız, el, ayak, karın ve tenasül uzvu. Bu uzuvlar lezzetlerini nefisten alırlarsa o zaman her biri cehennemin bir kapısı olur. Her kapıdan da yüzlerce cüz ortaya çıkar.[3]

Cehenneme benzeyen nefis de onun gibi asla doymaz. Cehenneme sayılarını ancak Cenâb-ı Hakk’ın bileceği kadar kâfir, mücrim, günahkârlar atılacak da ona Cenâb-ı Hakk “Doydun mu?” diye sorduğunda, o da “Daha yok mu?” diyecektir.[4] Bunun gibi nefis kişiyi hevâ ve heves peşinde koşturmaktan asla bıkmaz. Kendi kötü sıfatlarıyla sıfatlandırırken asla yeterli görmeyip hep bir fazlasını ister. Seni Hak’tan uzaklaştırmaktan asla usanmaz. Seninle olmaktan asla sıkılmaz. Ona verdiklerini asla yeterli görmeyerek hep bir fazlasını bekler. Sen ne kadar çok ona isteklerini versen o da o kadar onlara sahip olmaktan geri kalmaz. Hatta kişi onun isteklerini vermekten bıkar usanırsın da, o hâlâ hiçbir şey görmemiş gibi heyecanla bir şeyler bekler.[5]

Nefis, Cehennem ateşi olunca, senin gül bahçeni, gönül bahçeni, bütün güzel sıfat ve vasıflarını yakarak yok eder. Böyle olunca aklın, fikrin ve bütün işlerin ateştir, cehennem meşreplidir.[6]

Nefsin kötülüğü, onun insanı nasıl ziyana uğrattığı ve de uğratacağı o kadar açık, ortadadır ki bunu söylemeye ve ispat etmeye gerek bile yoktur. Cenâb-ı Hak âyetleri, Peygamber Efendimiz hadisleri ile bunu belirtmişlerdir. O her şeyiyle kendisinin ateşten bir parça olduğunu ve yine kişiyi ateşe götüreceğini haykırmaktadır. Onun kötülüğü o kadar aşikârdır ve o kadar ayyuka çıkmıştır ki bunu herkes bilir. Onun içi ve dışı meydandadır. O, her an etrafa saçmış olduğu kıvılcım misali sıfatları ile ben ateşin cüzüyüm, beni görün demektedir.[7]

“Kötülüğünü, ziyankârlığını etrafa yaymaya hacet yok. Senin ateşten ibaret olan içini herkes biliyor.

Nefsinden, her an, beni görün, ben cehennemliğim diye yüzlerce kıvılcım sıçramada.

Ben ateşin cüz’üyüm, işte aslıma gidiyorum. Nur değilim ki Allah’a gideyim demekte.”[8]

Nefsin bütün sıfatları, onun sunduğu haz, lezzet ve güzelliklerden her biri hakikatte seni tuzağa çekmek için konulmuş olan tohumlardır. [9]

“Kızgınlığın, cehennem ateşinin tohumudur. Kendine gel de şu cehennemini söndür, çünkü o bir tuzaktır.”[10]




[1] el- Hicr 15/44.
[2] Özköse, a.g.m. s. 25
[3] Konuk, I, 274; Mesnevî, I, 779, 1382.
[4] el-Kâf 50/30.
[5] Tâhiru’l-Mevlevî, III, 721; Konuk, I, 420; Mesnevî, I, 1375-1380.
[6] Konuk, III, 354; Mesnevî, II, 1258-1259.
[7] Konuk, VI, 22; XIII, 309, Mesnevî, II, 654-656; VI, 4862.
[8] Mesnevî, III, 2463-2465.
[9] Konuk, XIII, 248.
[10] Mesnevî, III, 3480.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İMAN - İTAAT

İMAN- İTAAT Bizler bazı şeyleri ya yanlış anlıyoruz yada işimize öyle geliyor o şekilde kullanıyor, davranıyor , savunuyoruz. Alla...