Gazap, şehvet, hırs gibi sıfatları ile sülûk edenlerin yollarını şaşırttığı için nefis, gulyabâniye benzetilmiştir. Hakk’a giden yolda kişiyi korkutmak ve saptırmak için yoluna bu gulyabâniler çıkacaktır. O kandırmak için şirin görünür ve iyiliğini düşündüğünü îma eder. Güzele ve doğru yola çağırdığını söyler. Hatta o kadar ki güven vermek için kişiyi adıyla çağırır, en yakınlarının bilebileceği sırlarla seslenir. Kendisine inanıp onun dediği istikamette gidersen sana mal, mülk, şeref vaat eder ki bunlarla gurur ve kibir sahibi olasın. Ona güvenilip dediği yola girildiğinde, yolun sonunda kurt ve aslan olarak çıkar. Zehirli şeker verir de farkına varamadan soluğun kesilir.[1]
“Yolda gulyabaniler vardır, sesleri bildik sesine seni mahvetmeğe çeken tanıdık sesine benzer.[2]
Şeker görür ama o gık demeden öldüren zehir kesilir. Yol sanır, fakat yol gösteren esas, esasen gul sesinden ibarettir![3]
Nefis gulyabânisi kendisi kişiyi Hakk yolundan saptırdığı gibi yalancı mürşidleri de kullanır. Onlar da kişiyi yolundan saptırarak felakete uğratırlar. Onlarla seni şeriat, takva ve iman elbisesinden soyup çıplak bir hale getirir. Senelerce uğraşıp gittiğin seyrü sülûk yolundan bir anda yüzlerce yıl geriye düşersin.[4]
İnsanların nefis ve şeytanın emri altına girip şeytanlaşanları da seni çağırırlar, kötü fiilleri işlemene, iyi fiillerden de uzak kalmana sebep olurlar. Aklını çelmeye çalışıp sana yapılan fiillerin kötülüğünü ehemmiyetsiz göstermeye, çeşitli söz ve dayatmalarla seni kandırmaya çalışırlar. Onların sözünü dinlersen sonuçta hüsrana uğrayanlardan olursun. Bu duruma düşmemek için onların düşmanlığını öğrenmeli ve bir pîrin gölgesine sığınılmalıdır.[5]
“Her yanda bir gulyabani, seni çağırır. “Kardeş, gel, yol istiyorsan işte buracıkta.
Yoldaş, sana yol göstereyim, yoldaşın olayım. Bu ince yolda ben sana kılavuzum” der.”[6]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder